Zamanın birinde ünlü bir kralın sarayının bahçesinde renkrenk açan binlerce çiçek,meyvalı meyvasız yüzlerce ağaç varmış.Kral hz.Süleyman gibi hepsinin dilinden anlıyor,konuşmalarını duyuyormuş.Birgün bahçede gezerken MEŞE ağacı:
_Benim neden çam ağacı gibi boyum uzun değil? diye yakınmış..ÇAM ise
_Şu bağdaki üzüm asması gibi bile değilim,meyva bile veremiyorum.
ÜZÜM de _Ne olurdu sanki gül ağacı olsaydım açardım renk renk demiş.
Tüm ağaç ve çiçeklerin konuşmalarını dinlemiş kral ve çok üzülmüş mutlu olmadıkları için.Ama içlerinde bir çiçek varmış ki hiç sesi çıkmıyormuş.
Mutlu mutlu sallanıyormuş dalında.Öylesine taze diri ve bol tomurcukluymuş ki sanki bahçenin en güzel çiçeği gibi görünmüş kralın gözüne.
Kral merak edip sormuş çiçeğe;
_Senin adın ne?hiç şikayetin yok mu bu halinden diye.ÇİÇEK,
_Adım menekşe efendim,hiçbir şikayetim de yok bu halimden,çünki siz beni buraya beni sevdiğiniz için ektiniz,severek bana baktınız,suyumu gübremi verdiniz.
Ben de olabileceğimin en iyisi olabilmek için çaba harcadım,tüm becerimi kullandım, demiş.
Ben de beni seviyorum,buna ister bencillik deyin,ister ukelalık deyin..Yaratanın tüm yarattıklarını seviyorum ben,çıkarsızca,olduğu gibi...
Beni yaratanı,beni yürüten,yazdıran,yaşatanı,suyumu aşımı vereni seviyorum...Ömrümün 5. mevsimi zamanı geldiğinde gelecek .
Belki daha yapacak çok işlerim var,şimdi gelemem diyeceğim,belki de sevgiyle koşacağım sevdiğime, beni çok sevene doğru...ama şimdilik buradayım..
Sevgiyle kalın ve sevgiyle çoğalın....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder