Evet, sen de onlardan birisin!
Az sonra okuyacağınız yazı bendenizin kafasını 3-4 haftadır yoğun bir şekilde kurcalamaktadır. Bu yazıyı okuduktan sonra vicdan hesaplaşmalarına girebilme tehlikenizin olduğunu belirtmek zorundayım.
İçinde bulunduğumuz yüzyılın ismi kimilerine göre bilgisayar çağı kimilerine göre uzay kimilerine (Mehmet Ali Erbil) göre de Mileeenyum çağı. Bir gerçek var ki bilgisayarlar hayatımızın hem değişmez parçaları oldu hem de hayatımızı şekillendirmeye başladı. İşte bana göre de bu yüzyılın çocukları bilgisayar ile tanışır tanışmaz günahkar oldular...
Günahkar kelimesi daha çok bir dine inanan insanlar için geçerlidir, lakin bir dine inanın veya inanmayın; kötülük kötülüktür. Önemli olan yaptığınız kötülük sonucunda vicdan azabı çekip çekmediğinizdir. Yoksa bunun sonucunda diğer dünyada cehenneme gideceğini düşünmek işin ikinci aşamasıdır. Günahkar kelimesini kullanma amacımı da belirttikten sonra neden sorusuna maddeler halinde cevap vermeye çalışayım.
- Birçoğumuz bilgisayarlarında lisanslı olmayan yazılımı hiç düşünmeden kullanıyor. Üstelik, bu durum öyle olağan bir hal almış ki yine birçoğumuz yanlış bir iş yaptığını bile düşünmüyor. Dinlerdeki en büyük günahlardan biri sayılan kul hakkına giriyor bu yaptığımız. Bu durumun bu kadar olağan olmasındaki en büyük etken de bu işe daha çocuk yaşta başlıyor oluşumuz. O yaşlarda lisanslı olmayan bir yazılımı kullanabilmeyi bir beceri olarak görüyor çoğu çocuk. Eee, o yaşlarda eğilen ağaç da bir daha diklenmiyor (atasözünü ters anlamda kullandığımın farkındayım).
- Bilgisayarlarımızda göz nuru gibi sakladığımız müzik, film ve oyun arşivlerine ne demeli? Acaba ne kadarının karşılığını ödedik? Hiç durmadan müzik ve film indirip, sanki çok normal bir şeymiş gibi davranmak beni korkutuyor. Ne kadar sıradan bir şey olmuş çalmak!
- Kütüphanenize bakın bi'? Kaç kitap orjinal? Şimdi her istediğiniz kitabın yasal olmayan bir kopyasını bulmak çocuk oyuncağı. Üstelik orjinalinden nerdeyse farksız.
- Ya sitelerimiz ne alemde? Bir zamanlar bir yazıyı çalmak için bile bir emek sarfedilirdi; şimdi çek RSS yayınından olsun bitsin.
- Sosyal ağlar diye icat ettiğimiz yerlerde şimdiye kadar kim bilir kaç kişinin başını yaktık, yine kim bilir ne kadar dedikodu yaptık. Hatta iftira ile kimilerini karalamaya çalıştık.
- Bir anda on binlerce insanı mağdur edecek zararlı yazılımları yazdık, ve hatta yine binlerce insanın banka hesabını dakikalar içinde boşalttık.
Bu örnekleri çoğaltmak mümkün, tek yapmanız gereken kendinizi tahlil etmek. Burada saydığım hatalardan bazılarını ben de yaptım, yapıyorum ve hatta!
Eminim bu yazıyı okuyanlar arasında bu konuyu daha önce düşünmüş kişiler vardır. Bir sorunu çözebilmek için ilk başta iyi tahlil yapmak gerekir. Tahlil işini iyi yaptığımızı düşünüyorum, hatta özeleştirinin dozunu kaçırıp kendimizi yerden yere de vuruyoruz. Peki hastalığı biliyorsak çözüm ne olmalı?
Yazımın bir çok yerinde de vurgulamaya çalıştığım gibi, bu durumu olağan-normal karşılamak en büyük sorunu oluşturuyor. Samimi bir arkadaşıma bu konuyu açtığımda ilk tepkisi "abi herkes yapıyor..." şeklindeydi. Aslında kendisi de bu durumun yanlış olduğunun farkında. Keza kardeşimle de bu konuyu paylaştığımda o da sorunun farkında olduğunu belirttiği halde "böyle gelmiş böyle gider" tavrı içindeydi. Siz de etrafınızdaki insanlarla bu konuyu tartışın bakalım, eminim bir çoğu benzer şeyler söyleyecektir.
İnsan olarak bir şeyden etkilenmek için ya başımıza gelmeli ya da bahsedilen şeyi canlı canlı yaşamak gerek. Belki indirdiğimiz müzik ve filmlerden dolayı işsiz kalan insanları birebir görebilseydik, belki de onlardan biri babamız olsaydı bu konuya çok daha farklı bakabilirdik. Ya da yazdığımız bir virüs dolayısıyla bunalıma giren ve intihar eden birinin görüntülerini izleseydik...
Her yüzyılın şartları farklı olduğundan dolayı birbirleri ile karşılaştırmak pek de doğru değil. Fakat, teknolojinin ve insan hayatının en çok değiştiği yüzyıl herhalde içinde bulunduğumuz 21. yüzyıldır. Büyük ihtimalle de 100 yıl sonraki insanlar kendi dönemleri için böyle düşüneceklerdir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder